DİHA - Dicle Haber Ajansı

Çalışma Yaşamı

'Soma'yı unutmayalım unutturmayalım'

 
12 Mayıs
09:21 2016

CİHAN BAŞAKÇIOĞLU

MANİSA (DİHA)
- Soma Katliamı 2'nci yılını geride bırakırken, 301 madencinin ölümünden sorumlu olanların yargılandığı dava ağır aksak yürütülüyor. Katliamın mağduru aileler, işçiler ve davanın avukatlarının ise, adalete olan inançları sarsılmış durumda. Katliamın yıldönümü dolayısıyla duyarlı herkesi yarın Soma'ya bekleyen avukatlar ve aileler, kendilerinin yalnız bırakılmamasını istedi.

Manisa'nın Soma İlçesi'nde 13 Mayıs 2014 yılında meydana gelen iş cinayetinde 301 madenci yaşamını yitirirken, facia ile ilgili açılan davada bir arpa boyu yol alınmadı. Cinayetten 11 ay sonra 13 Nisan 2015'te görülmeye başlanan davada mağdur aileler, işçiler ve avukatların adalet umutları tükenmiş durumda. Mağdurlar, iddianamenin hazırlanış sürecinden devam eden yargılama süreci boyunca hiçbir zaman adaletin sağlanacağına inanmıyor.

Devlete dokunulmadı

Soma Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan daha sonra Akhisar Cumhuriyet Savcılığı tarafından devralınan soruşturma iddianamesi 10 Kasım'da Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulmuştu. İddianame 4 madde eksikliği gerekçesiyle 25 Kasım'da savcılığa iade edildi. Bunun üzerine Akhisar Cumhuriyet Savcılığı iddianameyi bu kez Manisa Ağır Ceza Mahkemesine sundu. Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2 maddeye düşürdüğü eksikler üzerinde çalışan Soma Savcılığı dosyayı yeniden Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunarak dava açıldı.

Şirket ortakları ve ilgili birimlerde çalışan sorumlular hakkında hazırlanan iddianamede, şirket yetkilerine ceza istense de Soma A.Ş.'nin asıl sahiplerinden olan Alp Gürkan, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ), Ege Linyitleri İşletmesi Müessesesi Müdürlüğü (ELİ) ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) gibi denetleyici kurumların ihmallerine ise değinilmedi. Cinayette birinci derecede yürütme sorumluluğu olan dönemin Enerji Bakanı Taner Yıldız ve bakanlık yetkilileri hakkında ise herhangi bir sorumluluğa işaret edilmedi.

Patrona göre işçiler ve sendika sorumlu

İlk olarak 13 Nisan 2015'de tutuklu sanıkların duruşmaya SEGBİS yolu ile katılması nedeniyle gergin başlayan yargılama, sanıkların duruşma salonuna getirilmesi kararı sonrası ifadeler, savunmalar ve çapraz sorgu aşamasıyla devam etti. "Olası kastla adam öldürmek" suçlaması ile yargılanan şirket sahipleri, yaşanan faciada kendileri dışında başta işçiler ve sendika yetkileri olmak üzere herkesi sorumlu tuttu.

Sanıklar daha önce de hüküm giymiş

Davada inanç kırılmasına yol açan bir diğer konu ise, yargılanan sanıkların daha önce de benzer olaylara ilişkin hüküm yemelerine rağmen maden işletmesine devam etmesiydi. İlk duruşmada "Madencilik sektöründe bir kariyerim vardı, bu kariyerim 13 Mayıs'ta yerle bir oldu" diyen Soma A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru ve Soma A.Ş. İşletme Müdürü Akın Çelik'in daha önce de benzer olaylarla hüküm yedikleri ortaya çıktı. Çelik ve Doğru, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2007/9 Esas sayılı dosyasında "tedbirsizlik, dikkatsizlik veya mesleki acemilik ile ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermek" suçundan hüküm giydi ve bin 695 lira para cezasına mahkum olmasına rağmen hükümlerin açıklanması geri bırakıldı.

Müfettiş raporları kıyımı gözler önüne serdi

Davanın ilk duruşmasının ardından 7 duruşma geçmesine rağmen yol alınmazken, başta işçilerin itirafları olmak üzere meslek örgütleri ve üniversitelerin cinayete ilişkin hazırladıkları raporlar facianın büyüklüğünü gözler önüne serdi.

Ocakta inceleme yapan bakanlık müfettişleri 240'dan fazla madencinin 'S' panosunda şirketin önceden öngördüğü halde yapmadığı, havalandırma sorunu nedeniyle yaşamını yitirdiği iddiasında bulundu. Müfettişlerin raporunda facianın başladığı 'S Panosu' bölümünde hava akımının son derece zayıf olduğu, metan ve diğer zararlı gazların bu nedenle biriktiği, işveren tarafından bu bölgeye merkezi izleme sensorların konulmadığı vurgulandı.

Davadan itiraflar: Üretim baskısı…

Yargılama boyunca gerek sanıkların ifadesi gerek işçilerin anlatımları gerekse de avukatların savunmaları facianın nasıl göstere göstere geldiğini kanıtlıyor. Dava'da öne çıkan itiraflardan bazıları şöyle:

* Makine Mühendisi Tolga Bayar'ın "Prim usulü çalışıyorduk. Eğer üretim istenilen seviyede olursa, makineciler de prim alırdı. Kotayı geçemediğim zamanlarda da, maaşlarda kesintiye gidilirdi" sözleri aşırı üretimin itirafıydı.

* Havalandırma Mühendisi Fuat Ünal Aydın'ın "Havayı madende bir tek ben ölçüyordum. Madende başka havalandırma mühendisi yoktu. Gündüz vardiyasında çalışıyordum. Diğer vardiyalarda yetkili mühendis yoktu" sözleri iş güvenliğinin alınmadığına kanıt oldu.

* Sağ kurtulan birçok madenci ifadesinde madende sıcaklık artışı olduğunu, kendilerine verilen karbonmonoksit maskelerinin çalışmadığını ve madende bulunan telefonların çalışmadığını belirtirken, tanık işçilerden Arif Dudu'nun "İki dakika boş görseler köpek gibi azarlıyorlardı" sözleri üretim baskısı konusunda gelinen noktayı ortaya koydu.

* Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru çapraz sorgusu sırasında AKP mitinglerine işçileri götürüp götürmediğine ilişkin bir soru üzerine, üretim yapılan havzalardan birinin kapanmak üzere olması nedeniyle 3 bin madencinin işsiz kalma riski bulunduğunu belirterek, "2011 genel seçimleri vardı ve yeni bir maden sahasının açılması için ihale talebimiz vardı. Bu süreçte, biz 3 bin işçiyle, AK Parti'nin Manisa'da yaptığı mitinge katıldık" şeklinde itirafta bulundu.

Bilirkişi raporu bekleniyor

Yargılamada gelinen son aşamada ise Ocak ayında yapılan bilirkişi keşfi raporunun hazırlanması bekleniyor.

Ayrıca, Türkiye Kömür İşletmeleri ile Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasındaki 2009 yılından itibaren olan yazışmaların istenmesi, MTA'dan gelecek analiz ve bilirkişi raporlarının beklenmesi kararlaştırıldı. Duruşmaya, 14 Haziran'da devam edilecek.

'TKİ, MİGEM ve enerji bakanı da yargılanmalı'

Yargılamayı değerlendiren Soma davası avukatlarından Can Atalay, yargılama süreci boyunca işverenin ve kamu görevlilerinin işçi sağlığı ve güvenliğini hiçe saydığını gördüklerini ve bunun kanıtlandığını söyledi. Enerji Bakanı da dahil olmak üzere bir çok kurumun katliamdaki sorumluluğuna dikkat çeken Atalay, "Yargılamanın başlamasından bu yana Soma'daki Katliamın olduğu maden ocağında işverenin işçilerin güvenliğini hiçe sayarak kendi hazırladığı projelere dahi aykırı olarak, iş güvenliğini hiçe saydığını gördük ve bu artık kanıtlanmış durumdadır. Danıştay kararlarına karşı kamu görevlileri halen yargılanmıyor. Kamu görevlileri yargılanmadığı için aslında başlayan yargılamanın bir ayağının eksik olduğu çok açık. TKİ, MİGEM ve başta eski Enerji Bakanı olmak üzere siyasetçiler yargılanmalıdır" dedi.

Sık sık davaya konu olan Soma A.Ş.'de örgütlü sendikaya da değinen Atalay, "Orada bir sendikal faaliyet yok. İşverene yardımcı olan bir sendikal anlayış var. Orada bir sendikadan bahsedilemez. Sarı sendika bile denilemez" diye konuştu. Atalay son olarak, 14 Mayıs'ta yapılacak yerel bir mitinge Ege Bölgesi başta olmak üzere tüm yurttaşları davet ederek, yaşamını yitiren madencilere sahip çıkmaya çağırdı.

'Herkesin iş cinayetlerine hayır demesi gerekiyor'

Davanın avukatlarından ve aynı zamanda madende yakınını kaybeden dosyanın bilirkişide olduğunu ifade eden Berri Demir ise, katliamda sorumluluğu bulunan devlet yetkililerinin ve kamu görevlilerinin yargılanmadığını hatırlatarak, "Gönül isterdi ki bugün milat olsun. Bu davada iş cinayetleri pratiğinin dışına çıkabilelim istiyorduk. Çünkü ancak böyle olursa bundan sonraki iş cinayetlerinin önünü alabiliriz diye düşünüyorduk. Maalesef az sayıda işçinin hayatını kaybettiği iş cinayetlerinde yargılanmasının seyri ve refleksi nasılsa bu da o şekilde ilerliyor. Şu ana kadar ne çalışma bakanlığının ne de enerji bakanlığının yani kamu görevlilerinin mahkeme önüne çıkarılmasını sağlayamadık" diye belirtti.

Katliamın ikinci yıl dönümünde ailelerin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Demir, "Aileleri yalnız bırakmamak gerekiyor. Yalnız kaldıkça inançları kayboluyor. Onları yalnız bırakmamak hepimizin görevidir. Herkes cinayetlerine ses çıkarmadığı sürece bu iş cinayetleri bitmeyecek. Herkesin bir gün iş cinayetine kurban gidebileceğini anlaması gerekiyor. Herkesin buna hayır demesi gerekiyor" diye konuştu.

(sç/sd)



Paylaş

EN ÇOK OKUNANLAR