MEB barış isteyen öğretmenlerin peşinde
HATAY (DİHA) - Hatay'da barış için bir günlük iş bırakan ve haklarında soruşturma açılan 817 eğitim emekçisi, MEB kıskacında. "Eğitimi engellemekle" suçlanan emekçiler, eğitim ve öğretimin devlet tarafından engellediğini belirterek, soruşturmalarla da KESK'in sesinin kısılmak istendiğini dile getirdi.
KESK, DİSK, TTB ve TMMOB'un 29 Mart 2015 tarihinde "Savaşa karşı kardeşliği ve barışı inşa etmek" sloganı ile aldıkları bir günlük grev kararı doğrultusunda Hatay'da iş bırakan 817 eğitim emekçisi Milli Eğitim Bakanlığının hedefinde. Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı "Eğitim hakkını engelledikleri" iddiası ile öğretmenler hakkında soruşturma başlatmıştı. Açılan soruşturma kapsamında MEB tarafından özel müfettişler görevlendirildiği öğrenilirken, soruşturmalar kapsamında eğitim emekçilerinin ifadeleri alındı. Emekçiler, baskı ve soruşturmalara boğun eğmeyip, barışı dillendirmeye devam edeceklerini vurguladı.
Greve 'yasadışı' görüntüsü veriliyor
Türkiye'de barış istemenin suç haline getirildiğini dile getiren Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Dursun Soydan, Türkiye'de baskı politikalarının sonucunda öğretmenlerin sınıflarından uzaklaştırılarak, öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Eğitim emekçileri hakkında açılan soruşturmalara tepki gösteren Soydan, ülkede yaşanan savaş sorunun eğitim emekçilerinin sorunlarından bağımsız olmadığına dikkat çekti. Soydan, 29 Aralık'ta gerçekleştirilen sendikal faaliyetin böyle bir baskıya uğramasının ülkede demokrasinin nerelere vardığının bir göstergesi olduğunu ifade etti. Demokrasi mücadelesi verenlerin yaptığı eylem etkinliklerin uluslararası hukukta güvence altına alındığını da hatırlatan Soydan, buna rağmen 29 Aralık eyleminin "yasadışı" görüntüsü verilmesine anlam veremediklerini söyledi.
'Baskılara sessiz kalmayacağız'
Savaş iktidarı AKP tarafından Kürdistan'da devreye konulan savaşla çocukların eğitim haklarının ellerinden alınmasına sessiz kalmayacaklarını da dile getiren Soydan, "Bölgede yaşanları protesto ettiğimiz için eğitim ve öğretimi sekteye uğratmakla suçlanıyoruz. Bu devlet için bir çelişkidir. Bir yandan 'Eğitimi engelleyici faaliyetler' doğrultusunda ifadelerimiz alınırken bile eğitim devlet tarafından engellenmiş oluyor. Esas olarak bizi cezalandırmaya çalışanlar eğitimi engelleniyor" diye konuştu. Sendika genel merkezinin aldığı kararın arkasında olduklarını da sözlerine ekleyen Soydan, "Amaç KESK'in sesini kısmaktır. Yapılan bu hukuksuz sorgulamaların ve baskıların karşısında sessiz kalmayacağız" dedi.
'AKP 15 yıldır eğitim hakkını gasp ediyor'
Hakkında soruşturma açılan ve yeni bir soruşturmaya maruz kalmamak için isminin açık kullanılmasını istemeyene öğretmen M.S. soruşturmaların siyasi olduğunu belirtti. Devlet tarafından Kürdistan'da eğitim ve öğretimin engellenmesi ve çocukların katledilmemesi için iş bıraktıklarını hatırlatan M.S., açılan soruşturma kapsamında Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde ifade verdiğini belirtti. M.S., müfettişlerin 29 Aralık eylemine katılıp katılmadığını sorduğunu onun dışında başka bir soru sormadığını aktardı. AKP iktidarı ile birlikte eğitim sisteminin tamamen çöktüğünü aktaran S.K isimli sınıf öğretmeni ise, "Eğitimi engelleyici eylemler" yapmakla suçlandıklarını ancak AKP iktidarının 15 yıl boyunca eğitim ve öğretim hakkını gasp ettiğini vurguladı. Soruşturmalarla birlikte kamu emekçilerinin sesinin kısılmak istendiğine dikkat çeken S.K., "Baskılara boğun eğmeyeceğiz" diye konuştu.
(eal/hk/sd)

