İş güvenliği uzmanı: Asıl sorumlu işçi değil Erdoğan 2016-05-11 09:42:32 DENİZ NAZLIM ANKARA (DİHA) - Daha önce fıtrat veya kadere bağlanan iş cinayetleri konusunda, en son suçlu olarak işçilerin kendisine gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi iktidarları döneminde yaşamını yitiren 17 bin işçinin vebalinden kurtulma çabasında. İşçi Güvenliği ve Sağlığı Uzmanı Tevfik Güneş'in verdiği teknik ve bilimsel bilgiler ile yine Devlet Denetleme Kurumu (DDK) raporlar ise, yaşanan bunca ölümdeki temel sorumlunun "baret takmayan işçi" değil, benimsenen neo-liberal politikalar olduğu bir kez daha kanıtladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8. İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı'nda sarf ettiği sözleriyle daha önce "fıtrat ve kadere" bağladığı iş cinayetlerini bu kez işçiye bağladı. Erdoğan, yaptığı konuşmasında "Bakıyorsunuz hükümet kuralı koymuş. İşveren de üzerine düşen görevi yapmış. Gerekli tertibatı almış. Fakat işçimiz çok basit nedenlerin arkasına sığınarak, hatta 'Bana bir şey olmaz' diyerek, bu tedbirleri uygulamıyor. Hava sıcak diye bareti takmıyor. Rahatsız ediyor diye koruyucu elbisesini giymeyen işçi kardeşim öncelikle kendi canını tehlikeye attığını bilmelidir" demişti. İş cinayetlerinden işçiyi sorumlu tutan Erdoğan'ın yaklaşımına karşılık, devlet kurumlarının raporları ve sahada çalışma yürüten işçi güvenliği ve sağlığı uzmanlarının değerlendirmeleri ile 14 yıllık istatistiklerin ortaya koyduğu gerçeklik ise, bu değerlendirmenin tam tersi. İşçi Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Tevfik Güneş, Erdoğan'ın sözlerine, teknik, bilimsel ve ekonomi-politik açıdan cevaplar verdi. Güneş, öncelikle sermaye ve devlet ortaklığındaki düşünceye göre dahi iş kazalarının oluşmasına 'güvencesiz davranışlar' ve 'güvensiz durumlar' olmak üzere iki temel faktörün sebep olduğunu vurguladı. Çalışma yaşamını düzenleyen uluslararası temel belgeler ile ulusal mevzuatta vurgu yapılan ilk kavramın ise yine "İşverenin Sorumluğu" yani "Güvencesiz Durumlar" olduğuna işaret etti. Güneş'in belirttiği bu ayrım üzerinden Erdoğan'ın işçiyi suçlarken kullandığı "baret takmıyorsun, kıyafet giymiyorsun" ifadesi de "Güvencesiz Davranışlar" bölümüne giriyor. Mevzuat sorumluluğu işverene yüklüyor 2012 yılı Haziran ayında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası'nda "İşveren ile Çalışanların Görev, Yetki ve Yükümlülükleri"ni düzenleyen 2. Bölümüne dikkat çeken Güneş, söz konusu düzenlemenin 3'üncü maddesine "Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez" hükmünün getirildiğini hatırlattı. Kendi mevzuatı bile Erdoğan'ı çürütüyor Bu maddede yer alan ifade üzerinden dahi mevzuatın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "baret niye takmıyor" diye başlayan savını çürüttüğü görülürken, Güneş bu durumu şöyle açıkladı: "1.fıkranın ilgili maddelerinin altı çizilmiş olanları ve 3. maddede yapılan vurgu gerek 'güvensiz davranışlar' ve gerekse 'güvensiz ortamlar' gibi bir ayrımın yapılamayacağını, bu konudaki her iki halinde işverenin sorumluluğunda olduğunu bize göstermektedir. Diğer yandan, 4. maddeden başlayıp 19. maddeye kadar olan kısım işverenin görev, yetki ve sorumluluklarını belirlemektedir. 19. madde ise, 'çalışanların yükümlülüklerini' tanımlamış olup, aslında bütün bu yükümlülükleri de işveren sorumluluğu altındadır." Sistem çökmüş durumda Güneş, teknik olarak mevzuatlarda ya da Erdoğan'ın konuşmasında her şey yolundaymış gibi göründüğünü, ancak pratik de durumun pek de öyle olmadığı ifade etti. İLO sözleşmelerini kabul etmek ya da Avrupa Birliği (AB) direktiflerini uyarlamanın bile sorunların çözmeyeceğini söyleyen Güneş, iş sağlığı ve güvenliği sisteminin Türkiye'de çöktüğünü ve sistemin 28 göstergesinden 17'sinin işlemez ya da aksak olduğunu belirtti. Güneş, sorunları "İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin gelişkinliğinin yokluğu, ortam ölçümlerinin neredeyse yok denecek düzeyde olması, iş yeri hekimliği ve iş güvenliği hizmetlerinin yokluğu ya da yetersizliği, danışmanlık ve eğitim hizmetlerinin yokluğu ya da yetersizliği, meslek hastalıkları tanı sisteminin yokluğu ve meslek hastalıkları hastanelerinin yetersizliği, mevzuat yapısının dağınıklığı…" şeklinde sıraladı ve "Sorunun mevzuatın teknik düzenlemesi açısından bakıldığından belki her şey yolundaymış gibi görünürken, neden AKP iktidara geldiğinden bu yana iş cinayetlerinde bir azalma olmadı ya da meslek hastalıkları tanı sistemlerinde bir artış yaşanmadı?" diye sordu. Hepsi mi 'baret takmadığı' için katledildi? Güneş, yine sermaye sahiplerinin iş sağlığı ve güvenliğinin ekonomi-politiğinde "rekabet ve sermaye birikimine engel olunmaması" düşüncesinin ilk koşul olduğunu ve yasaların da buna göre uyarladığını kaydetti. Buna dair dikkat çektiği nokta ise, 2004-2012 dönemine, yani 155 ve 161 sayılı ILO sözleşmelerinin Meclis'te kabul edilmesinden 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun çıkışına kadar, her yıl ortalama bin 316 çalışan yaşamını yitirmesi oldu. 2004-2014 yılları arası yani 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası'nın kabulünden 2 yıl sonra bu ortalamanın yıllık bin 377 sayısına ulaştığı belirten Güneş, şunu ekledi: "2015 yılında ise bin 730 işçi yaşamını yitirdi. AKP'li yıllarda 17 bin işçi, iş cinayetlerinde katledildi!" 'Baret, kıyafet önlemleri maden, enerjide etkili olmaz' Güneş, Türkiye ekonomisinin üzerinde büyüdüğü maden, inşaat ve enerji sektörleri açısından bakıldığın da ise, çalışanların "baret takmaması, kıyafet giymemesi" gibi davranışlarına örnek göstermenin imkansız olduğu söyledi. Keza bu alanlarda çok daha büyük sıkıntılar olduğunu dile getiren Güneş, kitlesel iş cinayetlerinin yaşandığı madencilik sektöründen örnekler verdi. Güneş, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından 2004 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarında 772 maden işyerinde denetlemesi yapılarak, 2005 yılında açıkladığı rapora da dikkat çekti. Rapora göre, 250'si kömür işletmesi olan madenlerde, "Organizasyon, gözetim ve genel çalışma saatleri, mekanik ve elektrikli ekipman ve tesisler, tahkimat, havalandırma, yangın ve patlama, ulaşım yolları, kurtarma ve tahliye, nakliyat, sosyal tesisler…" alanlarında noksanlıklar tespit ediliyor ve "genel olarak, işverenler tarafından iş sağlığı ve güvenliğine gereken önemin verilmediği, çalışanların ise eğitim düzeyinin yetersiz olduğu" ifade ediliyor. Güneş, üzerinde durduğu bir diğer kaynak ise, aradan 6 yıl geçtikten hala devam eden maden kazalarının nedenlerini araştırmak üzere Devlet Denetleme Kurumu (DDK) tarafından yapılan çalışma sonucu 2011 yılında açıklanan rapor. Asıl sorumlu işçi değil, Erdoğan'ın kendisi! Söz konusu DDK raporuna göre, 6 yılda işçi sağlığı ve güvenliği konusunda hiçbir önlem alınmadı. 2005 yılındaki İş Teftiş Kurulu raporunu daha detaylı hale getiren DDK raporunun tespit ettiği sorunlar ise şöyle: "Risk değerlendirmesi yapılmaması, taşeronluk uygulaması, üretim zorlaması, geçmiş kazalardan ders alınmaması, grizu riskine önlemlerin yetersizliği, kontrol ve degaj sondajlarının yeterince yapılmaması, delme-patlatma işlemindeki düzensizlikler, çalışanlarda CO maskesi bulunmaması, gaz izleme ve ikaz sistemlerinin yetersizliği, havalandırma yetersizliği, nefeslik-kaçamak yolu ile ilgili yetersizlikler, maden işletmelerinde gözetim (iç denetim) hizmetlerinin yetersizliği, teknik nezaretçilik vb. işletme içi denetim uygulamaları ile ilgili sorunlar, mesleki eğitim ve iş güvenliği kültürü noksanlıkları ve kamu birimleri denetimlerinin etkinsizliği…" Güneş, raporlara bakıldığında Erdoğan'ın Başbakan olduğu dönemlerde 2005-2011 yılları arasında iş sağlığı ve güvenliği alanında hiçbir değişikliğin olmadığı söyledi. 301 işçinin yaşamının yitirdiği Soma maden katliamına ilişki hazırlanan uzman raporlarının da DDK raporlarıyla örtüştüğünü belirten Güneş, "Tüm bunlara rağmen dönüp baktığımızda yapılan tartışmalar ya fıtrata ya işçinin 'güvensiz davranışlarına' ya da güvenlik kültürünün olmayışına vurgu yapılarak temel sorunlar örtbas edilmeye çalışılmaktadır. Oysaki bu raporlara bakıldığında işçilerin mesleki ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin yetersizliği tek bir kalemde geçmektedir. Olmazsa olmaz olarak nitelenen bütün önlemlerin alınmasında işverenlerin nasıl bir boş vermişlik içinde olduğu, hükümetin denetimlerdeki yetersizliği bu raporlarda açıkça görülmektedir" dedi. Erdoğan'ın "baret takmıyorlar, kıyafet giymiyorlar" suçlamasına karşılık Güneş, işçi sağlığı ve güvenliğinin etkin uygulanması için acilen "işsizlik", "iş yoğunluğu ve uzun çalışma süresi", "düşük ücret" ve "düşük maliyetle çalışmanın" yarattığı olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması ve çalışanın ruhsal, bedensel hallerinin düzeltilmesi gerektiğini vurguladı. (kk/öç)